Aralık, 2008 için arşivler
Çekilişe saatler kala…
31 Ara
Az önce saydım birkez daha, tamı tamına on beş adet. Milli Piyango biletlerinden bahsediyorum. Daha önce de yazmıştım, ülkenin farklı yerlerinden almaya çalışacağım diye. Şöyle diyeyim Üç Manisa, iki de Kars bileti almış bulunuyorum, gerisini siz düşünün. İstanbul, Ankara, İzmir üçlemesinden büyük bir kısmı. Birçoğunuz gibi ben de şöyle diyorum çekilişe saatler kala; “bana çıkacak büyük ikramiye boşuna ümitlenmeyin”. Ve çıkınca neler mi olacak? Cevabını yarın bu sayfadan duyuracağım. Haydi herkese bol şans…
Kars İntibaları: Devlet ve Özel Sektör
31 Ara
Geçen hafta cuma gunu bir sebeple Kars’a gitmem gerekti. Dört gün boyunca bir yandan işlerimi hallederken biryandan da Sarıkamış Toprak Otel‘de kalıp hemencecik başkente geri gelmeyi planlıyordum. Ancak hayatım boyunca ilk defa gittiğim bu şehirde karşılaşacaklarım aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ankara’yı soğuk bilirdim lakin Kars’a ayak basar basmaz gerçek soğuğun ne olduğunu anladım. Havaalanından çıktığımda dişlerim kırk yıllık düşmanların karşılaşmaları misali birbirine girerken damarlarındaki kan donmuş olacak ki ellerim hissiz kaldı ve bavulum paldır küldür yere yuvarlandı. Neyse ki belediye otobüsü hazırdı, derhal otele gidip güzelce ısınabilirdim. Otel Sarıkamış’taydı ve havaalanına 53 km yani yaklaşık bir 45-50 dk mesafedeydi. Yola koyulduğumda DEVAMI >
Onlar bizim dinozorlarımız
31 Ara
Son günlerde arkeologların uzakdoğuda yapmış oldukları kazı çalışmalarıyla ilgili basında sık sık haberler izleyip okuyoruz. Söylenilenlere göre baya iyi gidiyormuş kazı çalışmaları, zira baya bir dinozor kemikleri bulmuş kazan kazmalar. Bu arada dinozor’u şimdiye kadar dinazor diye biliyordum ancak ilgili haberlerde dinozor diye geçince merak ettim ve işin aslını öğrendim, kelime ingilizcedeki “dinosaur” kelimesinden geldiğinden dolayı bana da dinozor olması mantıklı geldi her ne kadar dinazor daha kulağa hoş geliyor olsa da.
Çıkarılan kemikler büyük ihtimalle birleştirildikten sonra dünyanın ünlü müzelerinden birinde sergilenecektir.
Aslında bu tür çalışmaların ülkemizde de yapılmasını isterdim. Şahsi tahminlerime göre buralarda da baya bir dinozor kalıntısı bulunabilir, özellikle DEVAMI >
Bilinçaltımı alt üst eden psikopat Chucky’e
30 Ara
Korku filmi denilince aklıma direk teee 1990′larda (tam tarihini hatırlamıom) televizyondan izlediğim o lanet olası bebek gelir…Evet o’ndan bahediyorum, Chucky’den. Film yanlış hatırlamıosam annenin kızına (oğlu da olabilir) bir elinde rambo bıçağı olan oyuncak bir bebek hediye almasıyla başlar (şimdi düşünüom da bıçak ve bebek hiç alakası olmayan iki şey, hem hangi psikopat anne çocuğuna bıçaklı bir bebek hediye eder ki). Neysee daha korku filmi nedir bilmeyen bir sübyan da meraklı meraklı keşke benim de böyle bir oyuncak bebeğim olsa bakışlarıyla izlemeye devam eder, o bebeğin ne mal olduğunu bilmeden. Başlangıçta sadece geceleri canlanıyordu herhalde chucky sonra da ortalığın resmen DEVAMI >
İngilizceciler, “Pay attention please!”
30 Ara
Son günlerde bizim de “şok haber” olarak duyurduğumuz MEB öğretmen ataması haberleri, ekonomik kriz, özel sektörün sunduğu şartlar vb… pek çok sebepten dolayı ülkem genci farklı iş arayışlarına girişmekte ama kalbinin bir tarafı da her daim “devlet garantisi” için için kavrulmaktadır. İşte bu noktada başvuru sayılarından çok da fazla bilinmedi veya yanlış bilgilendirmelerin yapıldığı bir meslek mevzu bahis oluyor. Üniversitelerde “İngiliz Dili Öğretim Elemanlığı” ya da kısaca “Okutmanlık”.
Okutman kimdir? Öğretmene göre avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Belki sayfalarca yazılıp tartışıldı forumlarda bu konu, ama ben yine de kısaca aydınlatmak istiyorum sizleri. Okutmanlık bir YÖK akademik kadrosu olup kesinlikle “devlet garantisi” içermektedir. Ancak DEVAMI >

