3250063235_50a683c6e0_mUzun süren telkinler sonucu, ilkini izlememiş olsam da, Daversiz Gelen 2 (No Man’s Land: The Rise of Reeker) filmini dün gece izledim. Bugün de birkalem okuyucularına bir sinekritiğini yapayım dedim ancak iki saattir yazıya uygun bir başlık bulmak için didinip duruyorum. En sonunda gördüğünüz başlığı koymaya karar kıldım.

Nedendir bilmiyorum ama bu filmi daha önce yazdığım sinekritiklerden biraz farklı yorumlamak ihtiyacı hissediyorum (konusundan olsa gerek). Filmin başında otostop sahnesinde, başlangıçta son derece mülaim ve masum biri izlenimi veren sürücünün otostop çeken elemanı canice ezdikten sonra tekerleklerinde altında sıkışırıp ve binbir işkenceyle öldürmesi hiç beklenmedik bir şeydi. Çünkü normalde böyle durumlarda kurban olan kişi genellikle sürücüyken kötü karakter otostop çekendir. Burdan itibaren film izleyiciyi ters köşeye yatırıyor.

Filmde takdir ettiğim bir başka şeyde tüm film boyunca olan biten herşeyin, sona doğru açıklığa kavuşmasıydı. Gazino soyguncularının polisle girdiği çatışmanın ardından meydana gelen patlamadan sonra gelişen olaylar aslında hiç bir şekilde gerçek yaşamda olmamıştır. Tüm izlediğimiz o gerilim ve aksiyon sahneleri patlamadan etkilenen oyuncuların ölüm ve yaşam arasında sıkışıp kalan bedenlerinin, karanlığa karşı verdikleri yaşam mücadelesidir. Ve bu mücadeleyi kaybeden sıkışmış bedenlerin ölüme nasıl kucak açmaya başladığını, filmin başında izleyiciye gösterilmeyen ve ancak filmin sonunda görebildiğimiz ikinci patlama olan LPG tankının havaya uçmasıyla anlıyoruz.

Fazla gerilim ve korku umuduyla izlemeye başlayanları hayal kırıklığına uğratsa da, kendi adıma filmi beğendim diyebilirim. Fazla bir beklentim yoktu filmi izlemeye başlamadan önce bu beğeni ordan da geliyor olabilir ancak yine izlemenizi tavsiye ederim…