Davetsiz Gelen 2: Ölümle yaşam arasında kalmak
Uzun süren telkinler sonucu, ilkini izlememiş olsam da, Daversiz Gelen 2 (No Man’s Land: The Rise of Reeker) filmini dün gece izledim. Bugün de birkalem okuyucularına bir sinekritiğini yapayım dedim ancak iki saattir yazıya uygun bir başlık bulmak için didinip duruyorum. En sonunda gördüğünüz başlığı koymaya karar kıldım.
Nedendir bilmiyorum ama bu filmi daha önce yazdığım sinekritiklerden biraz farklı yorumlamak ihtiyacı hissediyorum (konusundan olsa gerek). Filmin başında otostop sahnesinde, başlangıçta son derece mülaim ve masum biri izlenimi veren sürücünün otostop çeken elemanı canice ezdikten sonra tekerleklerinde altında sıkışırıp ve binbir işkenceyle öldürmesi hiç beklenmedik bir şeydi. Çünkü normalde böyle durumlarda kurban olan kişi genellikle sürücüyken kötü karakter otostop çekendir. Burdan itibaren film izleyiciyi ters köşeye yatırıyor.
Filmde takdir ettiğim bir başka şeyde tüm film boyunca olan biten herşeyin, sona doğru açıklığa kavuşmasıydı. Gazino soyguncularının polisle girdiği çatışmanın ardından meydana gelen patlamadan sonra gelişen olaylar aslında hiç bir şekilde gerçek yaşamda olmamıştır. Tüm izlediğimiz o gerilim ve aksiyon sahneleri patlamadan etkilenen oyuncuların ölüm ve yaşam arasında sıkışıp kalan bedenlerinin, karanlığa karşı verdikleri yaşam mücadelesidir. Ve bu mücadeleyi kaybeden sıkışmış bedenlerin ölüme nasıl kucak açmaya başladığını, filmin başında izleyiciye gösterilmeyen ve ancak filmin sonunda görebildiğimiz ikinci patlama olan LPG tankının havaya uçmasıyla anlıyoruz.
Fazla gerilim ve korku umuduyla izlemeye başlayanları hayal kırıklığına uğratsa da, kendi adıma filmi beğendim diyebilirim. Fazla bir beklentim yoktu filmi izlemeye başlamadan önce bu beğeni ordan da geliyor olabilir ancak yine izlemenizi tavsiye ederim…
| Yazıcıya Gönder | Bu kelam Yaşarzade tarafından 03 Şubat 2009 saat 17:44 civarlarında,SİNEKRİTİK kategorisinde kaleme alınmıştır. Yazı ile ilgili güncellemeleri takip etmek için tıklayın RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |


yaklaşık 1 yıl önce
Pek tercih etmediğim korku filmlerini izlemek her zaman canımı sıkar durur. Çünküü; genelde amaç ne kadar iğrenç bir şekilde ölüm gerçekleşirse film o kadar iyidir. Zaten korku filmi sevenlerin aradığı sahnelerde bunlar sanırım.
Sevmem dediysem hiç izlemem değil. Bu film bana rutin korku filmleri dışında başka bir tat vermediğinden vasatın altında listesinde yerini buldu. Reklamı fena sayılmazdı ama konusu “ölümle yaşamın arasında yaşadıklarımız” idi, bence bu ilginç ve ilgi çekici konuyu daha güzel sunup daha güzel yazabilirlerdi.
Ölüme salise kala bir zamandasındır ve insan bu andan daha çok korkacağı – tırsacağı bir zaman yoktur hayatında, yani çok malzeme vardı ama kurgu ve bir çok şey eksikti.