Unborn

Unborn

Filmin adını duyduğumdan beri, (bunda korku filmlerinden henüz korkmamış bir insan olmamın etkisi var mı tam bilemiyorum)doğmamış çocuğa yönelik yapılan aktivitelerle ilgili güzide bir atasözümüz zaman zaman beliriyor aklımda. Bu filmde de ana konu, anne karnında ölüp ruhu azaplara gark olmuş bir çocuğun kendine beden ararken insanları bir miktar yıpratması hadisesidir. Tabi bu konudan dram da çıkar korku filmi de… Yapım ekibi ikinci fikri daha çok beğenmiş galiba.

Benim için bir doğum günü hediyesi olan davetiyemi acımadan kullandığım bir film oldu bu. Zaten davetiye ile değil de ücretli gitmiş olsam çıktığımda içim birazcık acırdı. Yani diyorum ki korku filmi tamam iyi hoş da enteresan bir fikir bulmuşlar gibi bunu esrarengiz bir havaya sokma çabaları çok anlamsız geldi bana. Hatta filmin konusunda biraz araklama da sezmedim değil J . Meryem eli kolyeleri, İbranice metinleri, ayna kırmaları, ruhcuk görmeleri (ruh çocuk ruhu ya o bakımdan) bol bir film. Hele bir velet var ki ses tonu sadece gülmeye yeter. Hatta işin gerilim kısmına değinecek olursam bir duvara yaslanmış iki gencin boğazını sıkmak üzere duvara güm diye arkadan giren elleri beklemek bir insanı ne kadar gererse ben de bir o kadar gerildim.

Sonuç olarak özet değerlendirmem şudur: gece yattığınız yerde dışarıdan gelen çıt sesiyle bile irkilen biriyseniz ve bir film tarafından korkutulmak bir noktada sizin için zevk veriyorsa hiç durmayın gidin bu filme. Gelgelelim ben gibi henüz bir korku filmi tarafından korkutul(a)mamış şahıslar boş yere beklentiler içerisine girip belki bu sefer olur diyerek izlemeye gitmeyin. Animasyon filmlere filan gidin ne bileyim…