Flash!! Keneye çözüm bulduk sonunda

Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Dekanı Ali Gülümser buluşunu tanıtırken
Son bir kaç yıldır özellikle yaz aylarına girdikten sonra başlarız duymaya sağdan soldan kene ısırma vakalarını. Isırmalar neticesinde ısırılan vatandaşa kırım-kongo kanamalı ateşi denilen hastalığı bulaştırır bu yeni nesil kenelerimiz. Bu hastalık için her seferinde kendimi ”ne alaka” demekten alıkoyamıyorum, hastalığın adı ters bi kere….kanamalı ateş nasıl oluyor ya da Kırım nereee Kongo nere dimi ama:).
Neyse bi çaresi yok mu bu kene ısırmalarının ya da kırım-kongo kanamalı ateşinin diye düşünürken, bugün basında gördüğüm bir haber gözlerimi yaşarttı. Evet, çare bulunmuştu artık bu amansız illete…kimseyi kurban etmeyecektik bundan sonra kenelere…Üstelik çare Türkiye’de bulunmuştu, bu da ayrıca gururlandırdı beni tabii. Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Dekanı Ali Gülümser idi çareyi bulan. Sayın Ali Gülümser yapmış olduğu uzun çalışmalar ve deneyler sonucunda keneler ve kırım-kongo ile olan mücadelesini bir koli bandı aracılığıyla kazanmıştı ve kazandığı gibi basını çağırıp bunu tüm dünyaya adeta ilan etmişti…. Tebrik ediyoruz Sayın Gülümser’i burdan, bu memleketin sizin gibi ilim aşkıyla yanıp tutuşan kişilere ihtiyacı var…
| Yazıcıya Gönder | Bu kelam Yaşarzade tarafından 05 Haziran 2009 saat 22:55 civarlarında,GÜNDEM kategorisinde kaleme alınmıştır. Yazı ile ilgili güncellemeleri takip etmek için tıklayın RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |


yaklaşık 9 ay önce
:)hiç yoktan iyi bir çözüm bence takdir ettim beyefendiyi.helal olsun diyor alkışlıyorum…
yaklaşık 9 ay önce
Ülen bende başlığı okuyunca hakkaten bi çözümmü çıktı dedim:))
şaka gibi yaa
yaklaşık 8 ay önce
Sayin Ali bey bulusunuzdan dolayi sizi tebrik ederim.yigeniniz olarak sizle taaaa Australyada sizle gurur duydum bakmayin basit gibi gorundugune icabinda can kurtaricidir
yaklaşık 8 ay önce
Haber üniversite dekanı adı altında olduğu için ciddiyet taşıyordu ama aynı ciddiyet dekanın kendisinde yok.
Biz değilmiyiz Sadettn Teksoy’larının göz göre göre parmaklarını gözümüze girmesine müsade eden, biz değilmiyiz Reha Muhtar’ların madurlarla alay edişini izlerken eğlenenler.
Biz değilmiyiz herşeye seyirci kalan.
Bu hiç birşey değil. Ortalığı boş bulan oynuyo, bizde seyrediyoruz.
Ama dikkat etmemiz gereken birşey var. Bizde oynatılıyoruz. Oyalandırılıyoruz.
MİLLETİ İZLEMEKTEN KENDİMİZE BAKAMAZ OLDUK.
yaklaşık 8 ay önce
oncelikle prof.gulumser’i kutlarım. cok zekice…korunma yonteminin onemini bilmeyen, korunmanın ne kadar bilimsel oldugundan bihaber olan cahiller ordusuna ders niteliginde. siz bu korunma yontemine sacma sapan yorum yazarak cahilligini ifşa eden moloz yıgınları. sizler degil misiniz “atın olumu arpadan olsun diyip prezervatifi korunmak icin kullanmayı reddeden ahmaklar. korunma yontemi tedavinin en degerli parcasıdır. ve bilimin temel sac ayaklarındandır.Cok okumanız lazım cok.
yaklaşık 8 ay önce
Bence gercekten cok etkili ve zekice bir çözüm… Çözümün haber yazarı tarafından “amatörce” olarak nitelendirilmesi çok talihsiz olmuş. Önemli olan bunun bir korunma metodu olarak ortaya atılmış olmasıdır. Ve bir korunma yönteminin ne kadar iyi olduğunun kriterleri; etkili olması, kolay uygulanabilir olması, ucuz olması şeklinde tanımlanır. Hastanede çalışan tüm personelin ellerini çalışırken düzenli yıkamaları, damlacık yolu ile yayılan grip salgınlarından tehlikeli alanlarda maske takarak önlem almak ne kadar bilimselse bu yöntemde o kadar bilimsel ve zekice ortaya konulmuş bir koruma metodu… Şu hiç bir zaman unutulmamalıdır ki belkide bu ve benzeri yöntemler hastalık ve vektörü ile savaşta bilimsel çalışmalarla da en etkili çözüm olarak ortayada çıkabilir. Dolayısı ile ortaya konulan bir korunma yöntemini bilim dışı kabul edecek şekilde “Bugüne kadar hastalığa derman bulan bir bilimadamı çıkmadığına göre işimiz bu tür amatör yöntemlere kaldı demektir.” ibaresinin kendisi bilim dışı bir yaklaşım olur., Yoksa haberi yazanın yanılgısına düşerek korunma yöntemlerini “amatörce” olarak nitelemek, bu tür her eğitim seviyesinden çiftcinin yada şahsın kolayca kabullenip uygulayabilecegi açılımları göz ardı etmek çok bilgisizce ve insanların konuya olan hassasiytine sekte vurmaktan öteye gitmez.
Sonuç olarak Prof.Dr. Ali Gülümser’e kenelerle mücadele konusunda ortaya attığı bu çözüm önerisiyle tebrik ederken, yine haberin yazarı üzerinden “korunma yöntemlerini” bilim dışı kabul eden zihniyetin, tam da ülkemizde ki “atın ölümü arpadan olsun” dar kalıbıyla, cinsel yolla bulsan hastalıklardan korunmada prezervatif kullanmayı reddeden zihniyetle paralel bulmaktayım.
Açık arazi ile teması olanlar için elzem bir korunma yöntemi…
Saygılarımla
Op.Dr.Zeynep Yıldırım
yaklaşık 8 ay önce
Kadir kardeş harikasın sen.
Ah birde kendi düşüncelerini ortaya koyabilsen.
Anlaşılan o ki Op.Dr.Zeynep Yıldırım’ın yorumundan çok etkilenmissin.
Kutlarım seni kompozisyon adına ilerleme var.
Ne yazıkki boynunda kıravat, adının önünde saygın bir nitelik gördüğümüz zaman el pençe olup unutuyoruz kendimizi. Ne yazıkki (bana göre sende öyle yaptın).
Şimdi bize moloz yığınları diyorsun, kounma yöntemlerinden giriyorsun uzatıyorsun.
Korunma yöntemlerine lafımız yok ki. Prezervatif olmasaydıda onun yerine saygın prof xx kişi “efendim olayı içerde bitirmeyin” deseydi sen yine kutlayacaktın.
Önemli olan olayın içerde bitmesi zaten. Haa bu anlamda prezervatif harika bir buluştur. Bunu kutla.
İçerde biten olayın akabini bildiğimiz gibi kene nin paçadan yukarı girme ihtimalinide biliyoruz.
Paçaları bantlamak önemli buluş, bir fikir değildir. Hiç olmazsa bir prof a yakışır bir buluş değildir anlatabiliyormuyum.
Önemli olan olayı içinde bitirmek ama bunu yaparkende risk almamaktır.
yaklaşık 8 ay önce
Sevgili Ethem
Öncelikle ilk yazdığın yorumu tekrar oku, bir daha oku, sonra benim Zeynep hanımın olağanüstü yorumundan atıf (bu arada atıf aynı korunma yöntemleri gibi bilimin temellerindendir) içeren daha sonra orjinalinin hepsini burada paylastığım yazıyı oku. Moloz yığını ifadesini üzerine alınman tek doğru anladığın kısaca tek doğrun olmuş. Uslubun senin bu sekilde bir yanıt almana ve bizzat moloz yığını olarak değerlendirilmene sebep oldu. “Korunma yöntemi” diyoruz, bunun ne kadar önemli ve bilimsel olduğunu ifade ediyoruz, yanlışını uslubunun yanlışlığı ile ortaya koyuyoruz, örnek veriyoruz sen içeri dışarı, içeride bitir, dışardan al gibi saçma sapan tekrar seviyeni ve senin gibilere teşbihimin hani ” MOLOZ YIĞINI” ne kadar isabetli olduğunu ortaya koyuyorsun. Haberin orjinalini biliyor musun? Okudun mu? AA da nasıl cıkmıs haber, haberturk vs gibi asıl haber ileten mecralarda nasıl yer almış…Ne demiş bu adam röportajında… Eğer yanlıs yorumla iletilen bir haberden doğruyu görebilmeye yetecek bir eğitim seviyen yoksa bari senelerini eğitime harcamış hocalara, kişilere bu şekilde saldırma…
Kişisel bir kinin mi var Sayın Gülümser’e yoksa gerçekten cahilmisin bilmiyorum ama: Sen merak etme biz senin gibi moloz yığınlarınıda yontarak faydalı hale getiririz.