3301043558_2896d2cdb01Avrupa’lı seyyahlarin anlatilarindan yola çıkarak elde edildiği için “harem” kavramı veya kurumu üzerine yanlış ya da en azından eksik bilgiler edinmişizdir. Kendi ilköğretim ve lise yıllarımızda maruz kaldığımız “tarih” adı verilen derslerde “tarih öğretmenleri”mizden öğrendiklerimiz de Avrupalı seyyahların ya da tüccarların anlatılarından pek farklı değildi.  Meğerse onca zaman Padişahın “kadınları”nın birada tutulduğu, kendisinin istediği zaman bu kadınlardan istediğiyle beraber olabildiği bir kişiye “özel” ama aynı zamanda “genel” evden farkı olmadığı gibi söylemler hiç düşünülmeden bir anda ağızdan çıkmış dedikodudan başka birşey değilmilş. Aslında gerçeklerin farkına varmak için de öyle çok çaba sarfetmeye gerek yok. Padişahı, sarayı ve saraydaki düzeni açık bir biçimde görebileceğimiz epey miktarda belge mevcut arşivlerde. Ve birçok saygı değer tarihçi de aslında bu belgelerden yola çıkarak bu konuyu aydınlatmışlardır. Ancak bizler, tarih öğretmenlerimiz dahil, bu tür olaylara dahi magazin tarafından bakıp cılkını çıkarmayı yeğlediğimiz için de gerçeklerle pek işimiz olmuyor.

Ünlü tarihçi ve aynı zamanda Topkapı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber ortaylı -işin magazin boyutunu sevenler bile kendisini bilir ve sever- bu konuda oldukça net bilgiler sunuyor bizlere. “Son İmparatorluk Osmanlı” adlı derleme kitabı bu konuda merak sahibi olanlar için yeter de artar bile… “Harem” sözcüğü Arapça olup, günlük hayattta da kullandığımız “mahrem” kelimesiyle de aynı kökten türemiştir. Sırf bu anlamını düşünerek bile birçok fikir edinebiliriz. Evet, Osmanlı’da haremde gerçekten de sadece kadınlar vardı. Ve “mahrem” kelimesinin içerdiği anlam üzere buraya erkek giremezdi. Ve doğrudur padişahın kendisi girebilirdi. Hemen şaşırmayın, girebilirdi çünkü burası onun eviydi. Başta valide sultan olmak üzere ailesinin yaşadığı ortam haremin bir bölümünü oluşturrdu. Haremde de tıpkı enderunda olduğu gibi odalar vardı ve her odanın işlevi farklıydı. Haremin padişahın ailesinden başka diğer kadınların yaşadığı odalarda ise ileride önemli görevlere gelecek olan içoğlanlarıyla evlendirilmek üzere sarayda eğitime tabi tutulan kadınlar vardı.  Böylece ileride devletin eyaletlerini, sancaklarını yönetecek, devlet adına iş görecek askerlerin evleneceği  en az kendileri kadar eğitimli eşler yetişiyordu burada. Devletin yönetiminde rolü olacak kişilerin böylece aileleri dahi en ince titizlikle kurulmuş oluyordu. Varın gerisini siz düşünün…