Karatahtamızı Geri İstiyoruz!
Dünya teknolojinin getirdiği yenilikler sayesinde bir devinim şeklinde sürekli olarak bir değişim içerisinde. Dünya değişir de insan oğlunun temel girdi olduğu eğitim ve öğretim süreci değişmez mi? Tabi ki evet, bunun en açık örneği de yazı yazdığımız tahtalar….Bundan onbeş sene öncesine dönelim mesela, sınıflarımızda öğrencilerin karşısında renkli renkli tebeşirleri ile duran karatahtalarımız vardı. Sıralarında okuduğumuz okullarla özdeşleşmişlerdi resmen hatta öğretmenlerimizle bile, öyle ki 24 Kasımlarda öğretmenlikle ilgili bir kompozisyon yazdığımızda mutlaka karatahtamızın yeri hazırdı, aynı şekilde resim derslerimizde pastel boyalarımızla özene bezene boyadığımız öğretmenler günü resmimizin en önemli figürlerinden biriydi o. Sınıfa girdiğimiz de o alışık olduğumuz karatahtamızın tebeşir kokusunu ilk alırdık. Ancak sonrasında karatahtamızı yitirmeye başladık yavaş yavaş sınıflarımızda boardmarker denilen kalemleriyle beyaztahtalar boy göstermeye başlamıştı. Karatahtamız tahtını yitirmiştik, tebeşirlerimiz yoktu artık. Artık beyaztahtaya talimiz derken onunda taht sefası fazla uzun sürmedi çünkü artık Smartboard denilen akıllı tahtaları çıkarmıştı önümüze teknoloji. Dosyalarımızı bilgisayardan projeksiyon yöntemiyle bu özel tahtaya yansıtıp yine özel olan kalemiyle bilgisayardaki dosyamızda istediğimiz değişikliği yapabilme imkanını sağlıyordu akıllı tahtamız ama bizim gönlümüzde halen halen karatahtamız vardı ve onu, onunla geçen günlerimizi çok özledik….
| Yazıcıya Gönder | Bu kelam Yaşarzade tarafından 14 Ekim 2008 saat 19:03 civarlarında,BİRKALEM'DEN, EĞİTİM kategorisinde kaleme alınmıştır. Yazı ile ilgili güncellemeleri takip etmek için tıklayın RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |


yaklaşık 1 yıl önce
gerçekten özledik kara tahtalarımızı…tebeşir kokusunu renkli renkli tebeşirleri… ama yeni olana yeni güne ayak uydurmak zorundayız ah o eski günler deyip sızlanan büyüklere hak variyor insan yaşı büyüdükçe. e ne de olsa onlara katılmamıza az kaldı.zaman cok cabuk geçiyor ve cok hızlı değişiyor herşey…bizse yeni olanları istesek de istemesek de hayatımıza alıp yitidiklerimizi de hatırlayıp ah ah diye iç geçiriyoruz.
yaklaşık 1 yıl önce
“Eskilerden kim kaldı ki?” diyesi geliyor insanın. Düşünüyorum, acaba her iki devri de yaşayabilen birisi oalrak şanslı mı yoksa bazı şeylerin kıymetini anlayamayacak kadar az gördüğüm için şanssız mıyım?