Medya eleştiriye gelemiyor ama eleştirilmeyi de fazlasıyla hak ediyor. Televizyon programlarında ve yazılı basında yaşanan, anlatılan herşeyin reyting/tiraj kaygısıyla kurgulanmış, abartılmış yalan olduğu o kadar açık ki. Sanatçı sıfatını hiç sıkılmadan kendine yakıştırıp, magazin programlarında boy gösterenlerin rezilliği zaten ortada. Yorum bile gerektirmiyor, tek kelime ile rezillik.
Hadi bu rezilliklere alıştık artık, hatta bir çoğumuzun umrunda bile değil bu tür programlar ancak son birkaç günden beri Cumhuriyerimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘ün bu tür haber veya programların malzemesi olması açıkcası benim zoruma gitmeye başladı. Yok Atatürk’ün manevi oğlu gerçek oğlu mu dur? Yok nasıl giyinirmiş, yok hangi baloda nasıl dans etmiş, yok çok içki içermiymiş. Bu sorular gazete manşetlerini süsler oldu. Atatürk’ün düşünceleri nelerdir? Ülkemiz için nasıl bir gelecek hayal etmiştir? O günün şartlarıyla bile yoktan var edilerek bü ülke nasıl düzlüğe çıkarılmıştır? Kurtuluş savaşı nasıl kazanılmıştır? Bu millet, Ulu Önderi Atatürkle birlikte nasıl mücadele etmiştir? Bunlar kimin umrunda, neme lazım bunlara kafa yorarız da ülkemizi bir adım öteye taşırız. Nere gereği var böyle herşey çok güzel. Atatürk’ün manevi oğlu olup olmadığını araştıralım. Diyelim ki araştırdık söz konusu kişi Atatürk’ün gerçek oğlu veya manevi oğlu olduğu ortaya çıkardık, ülkemiz bu durumdayken böyle birşeyin bize artısı ne olacak diye düşünüyorum. İşimiz gücümüz boş şeylerle uğraşmak.
Atatürk’ün düşüncelerinden, fikirlerinden, yaptıklarından zerre kadar nasibimizi almış olsaydık, bu gün bu tür haberleri manşetlerde görüyor olmazdık. Zaten Atatürk’le beraber ecdadımız, gelecekte bizlerin onlar hakkında magazinsel haberler yapmamız için Kurtuluş savaşı cephelerinde destanlar yazdılar. Erzurum, Sivas, Amasya kongrelerinde de zaten misak-ı milli kararları ve vatanın kurtuluşu için yapılması gerekenler değil balolar, içkiler, danslar, eğlenceler konuşuldu. Şu halimize bak be…. Yazıklar olsun, bugün geldiğimiz noktayı görselerdi acaba bizler için kıllarını kıpırdatırlar mıydı.
Bir okurumuzdan…

Medya eleştiriye gelemiyor ama eleştirilmeyi de fazlasıyla hak ediyor. Televizyon programlarında ve yazılı basında yaşanan, anlatılan herşeyin reyting/tiraj kaygısıyla kurgulanmış, abartılmış yalan olduğu o kadar açık ki. Sanatçı sıfatını hiç sıkılmadan kendine yakıştırıp, magazin programlarında boy gösterenlerin rezilliği zaten ortada. Yorum bile gerektirmiyor, tek kelime ile rezillik.
CUMHURİYET BAYRAMI
(Eklenme tarihi:29.10.2008)
Vatanın bağrında coşku dolu seslerle
Anılarımız tazelendi birden yüreklerde
Bugün çarpıyorsa kalbim seninle
Cihan bayrağı dalgalanıyor enginlerde
Ölümsüz duyguları birleştiren ilkelerle
Sesler yükseldi rüzgârla esti derinlerde
Senin gözlerinde bulduk ümitle
Atam milyonlar yetişiyor senin izinde
Birliktelik türküleri söyleniyor el ele
Cumhuriyet ilkeleri yaşamın tümünde
Hayat dolu, coşku dolu gelecekle
Yeni nesille gururla senin izinde
Ahmet Nuray
Kuantum Düşünce Gurubu Başkanı
http://www.ahmetnuray.com
http://www.kuantumdusunce.net
http://www.kuantumteknik.com
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
(Eklenme tarihi:09.10.2008)
O mavi gözlü bir gün gelecek
Yüreklere sular serpilecek
Kaybolmaya yüz tutmuş gelecek
Bir kez daha yeşerecek.
Mustafa’dır onun adı.Umutlarda
Gelecek olanın ne idi adı?
Ahmet, Mehmet Cemil olsa
Mavi gözlü umut olsa
Son kez. Geleceğimiz olsa
Kemal olsa adı. Mavi dünyanın
Geleceğine inandığımın
Düşlerim hayal bile olsa
Mustafa Kemal. Adı benim dünyamın.
09-Ekim–2008/Perşembe
Ahmet Nuray
Kuantum Düşünce Gurubu Başkanı
http://www.ahmetnuray.com
http://www.kuantumdusunce.net
güzel şiirler hocam, teşekkürler