Recep İvedik ve Ha(ya)llerimiz…
Muhtemelen birçoğunuz karşı çıkacak ama ben yine de söyleyeceğim. Dayanamıyorum artık. Çoğunuz karşı çıkacak diyorum çünkü 1 milyon 209 bin 453 kişiden biri olma ihtimaliniz epey yüksek. Bu rakam neyi mi ifade ediyor. Ülkemizde bir kişinin yaşadığı süre içerisinde okuduğu kitap sayısı desem… ya da yaşadığı sürede yardım ettiği insan sayısı… olmadı mı… peki o zaman bir sene içerisinde sarfettiğimiz güzel sözleri kastediyor diyelim… yine inanmadınız biliyorum,nasıl olsa bu toplumun bir ferdi de sizsiniz, kendinizi ve dolayısıyla ülkemin garip insanını çok iyi tanıyorsunuz.. olsa olsa Recep İvedik’i izlemeye giden tayfada bu kadar zat-zevat bulunur. Ve bu rakam şimdilik bu kadar, rekor çoktan kırılmış ama yine de daha sonra meydana çıkabilecek daha delikanlı, daha küfürbaz, daha bizden biri çıkar da bu rekoru kırar mırar maazallah, iyisi mi bu sayıyı birkaç milyona çıkaralım…hem holivud’ da görsün film nasıl yapılırmış :) Birisi de bir yandan Borat’a seslensin, o da gelsin ders alsın bizim Recep’ten.. Gerçekten merak ediyorum, acaba bu 1 milyon 209 bin 453 kişiden kaçı kendi gibi olan birini- dolayısıyla kendisini- sinema perdesinde göreceği ümidiyle bu filme gitti ve bunlardan kaçı gerçekten kendisini buldu orada.. “ahan da aynı biz la” diyeniniz oldu mu mesela… sadece merak ediyorum…Başbakanımız da izlemiş midir sizce, ya da imparator Terim…?
| Yazıcıya Gönder | Bu kelam kadirzade tarafından 19 Şubat 2009 saat 02:22 civarlarında,BİRKALEM'DEN kategorisinde kaleme alınmıştır. Yazı ile ilgili güncellemeleri takip etmek için tıklayın RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |


yaklaşık 1 yıl önce
Kültürsüzlüğün, amiyane tabirle kıroluğun meşrulaştırlması moda oldu. İlk ibrahim tatlısesle başladı bu… geldiğimiz noktada ise kimse laf söylemiyor, söyletmiyor. Bu tiplemenin gerçek hayattaki tezahürü nedir, bu adam kimdir, seni beni veya başkasını temsil etmiyor, peki kimdir bu ivedik?…
yaklaşık 1 yıl önce
şu adamın filmine sinemada para verenleri gerçekten merak ediyorum ya!
yaklaşık 1 yıl önce
Size cevap vermeden önce “Sayın kültürlü ve bilge kişiler” Sinema nedir? Sorusunun cevabını bulmak gerekiyor….
Sinema sizler gibi kültürlü ve bilge kişilerin hayatlarının, zevklerinin ve fikirlerinin anlatıldığı izleyenlerin size özenmelerini beklediğiniz bir eğlence/paylaşım aracı mıdır? yoksa eski yunan dan bu yana insanları güldürmek eğlendirmek ve estetik duygularına hitap etmek için icra edilen bir gösteri midir?
Sorunun cevabı oldukça basit…. ama gelin BİR RECEP İVEDİK HAYRANI olarak sizin anlayacağınız dilden [karmaşık bir dil(sanat benim içindir anlayışı)] anlatayım. Sinema bildiğiniz üzere on dokuzuncu yüzyılda edisonun sinetograf ismini verdiği aletle ortaya çıkmış bir kavram.. Ancak görselliği bir kenara bırakıp konu ve senaryo bakımından inceleyecek olursak sinema ve tiyatro eserleri yazınsal edebi bir türdür. Bazı edebi türler mesela makale ve köş yazıları düşünsel bazı ürünleri ihtiva ederken bazıları ise olay yazılarından ibarettir. Kimi edebi türler de birbiri ile alakası olmayacak düşünceleri içeren karmaşık denemeler olabilir. Bazen be eseri imal eden yazar düşündürürken güldürmek isteyebilir ya da amaç sadece güldürmek olabilir… bu biraz da yazarın hayal dünyasıyla ya da tercihleriyle alakalıdır..
Bütün edebi türlerde yazarın belli bir amacı vardır… Bizler bilinçli eleştirmenler olarak yazar bu eserinde çok ağlattı çok güldürdü gibi bir yakınmada bulunamayız… Zaten her eserin en büyük eleştiricisi gene o eserin hitap ettiği kitledir..
Belki sizler Romeo ve Julliet piyesini seversiniz ama bir orta oyunundan haberiniz olmaz… Aynı şekilde sokaktaki ahmet efendi de son çıkan benjamin filminden ya da amerikan uydurması vampir filmlerinden ya da saçma sapan canavar filmlerinden anlamayıp karşı komşusuna benzettiği RECEP İVEDİK’i izlemek isteyebilir… Bence bu gayet doğaldır..
Bence film hakkındaki eleştirileriniz mesnetsiz ve abesle iştigalden başka birşey değil… Hatta Recep İvedik şahsı altında yüce milletimizin beğenilerine hakaret ihtiva ediyor… İnsanlar hiç bir şeyden anlamıyor ama siz herşeyin iyisini bilyorsunuz değil mi….
sokrat şöyle der: Herşeyi bildiklerini zannedenler aslında hiçbirşey bilmediklerini asla öğrenemezler… bence de öylee
Recep İvedik sadece bir siname filmidir.. Tıpkı amerikan vampir filmleri gibi… en azından insanların kanını içmiyor recep bey….
yaklaşık 1 yıl önce
sevgili RECEP İVEDİK HAYRANI…zahmet edip düşüncelerinizi paylaştığınız için öncelikle teşekkür ederim. Ancak özellikle belirtmem gerekir ki karşınızdaki insanları eleştirirken takındığınız üslüp gerçekten bir çeşit malumatfuruşluktan öteye gitmiyor. Sinemanın ne demek olduğu hakkında insanları aydınlatmaya, sinema tarihi dersi vermeye başlamadan önce bildiklerinizin şöyle bir sağlamasını yapmanız gerekiyormuş. Zira-benim için aslında çok da önemli olmayan ama sizin zorunuzla doğrusunu belirtmek zorunda kaldığım- gerçekler biraz farklı. Öncelikle sinema kavramının temellendiği makine olan sinematografi(ki siz sinetografi olarak algılamışsınız) Edison değil Louise ve Auguste Lumiere kardeşlerin eseridir. Edison’un buluşu olan “kinetofonograf”tır ve bu ismi de kendisi vermiştir.
Ayrıca görselliği bir kenara bırakıp bir yazın türü olarak değerlendirmek istediğiniz “sinema”yı diğre yazın türleriyle aynı zeminde ele almanız büyük bir hatadır. Sinemanın, tiyatronun ve habersiz olduğumuzu hiç bir dayanak göstermeden ileri sürdüğünüz “orta oyunu”nun da görselliği en az yasınsallığı kadar değer ihtiva eder-ki aslında günümüzde insanların para saydığı da bu kısmıdır. Diyelim ki bunu bir kenara bıraktık sizin isteğiniz üzerine. Eseri imal ederken yazarın düşündürmenin ötesinde sadece güldürmek için de ürününü ortaya koyabileceğini söylüyorsunuz. Elbette doğrudur. Fakat hiçbir edip,isminin de gerektirdiği üzere, eserini ister düşündürmek ister sadece güldürmek amaçlı olsun bayağılığın üzerinden temellendirmez. Tarih sayfalarına gömdüğümüz meddahların hiçbiri hikayelerini galiz küfürler, anlamsız ifadeler üzerine bina etmemiştir. Burada ahlak bekçiliğine soyunmadığımızdan emin olabilirsiniz, zorumuza giden ahlaksızlığın, kültürsüzlüğün edebi yapıt diye nitelendirdiğiniz bir filmin temel direklerini oluşturmasıdır. Evet sinema ya da edebiyat belki sizin de ifade ettiğiniz gibi fildişi kulelerinden aşağı inmeyen kişilerin-bizim bunlardan olduğumuzu iddia ediyorsunuz- zevklerine beğenilerine uymayabilir ama en azından hitap ettiği kitleyle dalga geçer gibi, içinde yaşanılan çamuru tutup yüzlerine gözlerine bulaştırmaya da kalkışmamalıdır. İsterseniz çıkalım sokağa, mehmet, zeki, nuri, ya da sizin ahmet amcanıza soralım bakalım hangisi kendisini recep ivedik e benzetmek isteyecek, onun aslında kendi hayatının aynası olduğunu kabul edecektir. Ben hiçbir ahmet amcanın karşı komşusu recep ivedik e benzeyen birine bakıp eyleneceğini düşünmüyorum. Recep İvedik karakteri sokaktaki vatandaşı temsil etmiyor, aksine onunla dalga geçiyor. Ve sizin de aralarında bulunduğunuz RECEP İVEDİK HAYRANLARI sokaktaki vatandaş değil, kendini bilgili sanıp bir yandan onu savunurken bir yandan da o ve onun gibilerle dalga geçenlerdir. Böylece iddia ettiğiniz gibi milletimizin beğenileriyle değil siz milletin ta kendisiyle dalga geçiyorsunuz. Ne güzel yazmışsınız yukarıda kendinize hitaben, aynen aktarıyorum, hiçbir değişiklik yapmadan: “sokrat şöyle der: Herşeyi bildiklerini zannedenler aslında hiçbirşey bilmediklerini asla öğrenemezler…”
Biz herşeyi bilmiyoruz ama siz bildiğinizi sandığınız birkaç şeyi bir kaç güzel kelimeyle süsleyip satmaya kalkışırsanız o zaman edebimiz ölçüsünde cevap verecek kadar da “biliyoruz”…
yaklaşık 1 yıl önce
Nedense ülkemin değerli aydınları!
Burada yanlış anlaşılmak istemiyorum ama benim dikkatinizi çekmeye çalıştığım bambaşka bir konudur. Öncelikle hertürlü sanat eserinde özgürlükçü bir tavır takınmanın gelecek nesillerin yaratıcılığı açısından önemli olacağı kanısındayım. Bu sinema filmlerinde küfür ve argo içerikli yapımları beğendiğim anlamına gelmiyor ;ancak hiçbir düşünce bunu yasaklamamalı da… Bir sanat eseri/sinema filmi hayatın bütün gerçeklerini örtmeden, saklamadan anlatabilecek kadar cesur; aynı zamanda geçmişin ve geleceğin değerlerini aşağılamayacak kadar da ahlaklı olmak zorundadır. Zaten burada belli yaşlardaki insanların izlemeleri konusunda bir sınırlama getiriliyor.
Benim asıl dikkat çekmeye çalıştığım ve eleştirdiğim konu şu: Neden ülkemin aydın insanları düşük bütçeli, yerli yapım bir filmde geçen bel altı esprilere odaklandığı kadar; büyük bütçeli, yabancı yapım filmlerdeki misyoner düşüncelceri, katil ruhlu davranışları, hasta psikolojili davranış kalıplarını, kültürümüzü derinden sarsmaya yönelik bilinçli yazılmış senaryoları eleştirmiyorlar?
Soruyorum size neden?
Aceba bunun ülkemde aydın geçinen insanların azınlık okullarında, yabancı devlet okullarında burslarla, ingilizce eğitim veren kurumlarda okumalarıya bir alakası olabilir mi?
Gazi üniversitesi’nin saygın akademisyenlerinden birinin yaptığı bir çalışmayı sitenizde yayınlamayı gönülden isterdim. Hocamın araştırmalarına göre bugün aydın olarak gazete ve televizyonlarda boy güsteren insanların, devletin çeşitli kademelerindeki bürokratların, eski bazı cumhurbaşkanlarının ve başbakanların Robert koleji gibi azınlık okullarından mezun kişiler olduğu saptanıyor. Hocam araştırmasını yaparken Milli Eğitim Bakanlığı Danışmanı olmasına rağmen bazı azınlık okullarının bahçesinin içine dahi alınmıyor. Atatürk’ün kemiklerinin sızladığını hisseder gibi oluyorum bu türden haberleri aldığım günler.
Ülkemin insanları adeta bir koyun sürü gibi sanal gündemlerle oyalanıyor. Bilinçli olarak seçim öncelerinde oynanan senaryolarla halkın iradesi yönlendirilmeye çalışılıyor. Galiba başarılı da olunuyor. Burada tek çözüm yolu eğitim ile insanlarımızın özgür düşünmeye, eleştirel düşünmeye yönlendirilmesidir. Milletimin fertlerinin eğitimsiz olsa dahi bazı gerçekleri sezebilen arif insanlar olduğuyla her zaman övünen birisi olarak bu zor zamanlarında eninde sonunda aşılacağına tüm kalbimle iman ediyorum.
Asıl konudan fazlaca sapmadan sözlerimi birkaç önemli tesbitle bitirmek istiyorum. Basit gibi görünse de bügün televizyon dizileri ve sinema filmleri ile ülkemiz kültürel bir işgalin pençeleri altındadır. Bu işgal karşısında bir ve beraber olabilmemizi sağlayacak olan en önemli derğer elbet ki Türk Malı Kaliteli sinema filmleridir.Recep İVEDİK türü filmler de elbette ki yapılacak ve izlenecektir bu aşamada bu doğal karşılanmalıdır. Ancak bunun yanında Fatih Sultan Mehmet’i, Atatürk’ü, MAlarzgirt savaşını, Miryakefalon’u anlatan kaliteli yapımları da hasretle bekliyorum. Tarihimiz emsalsiz başyapıtlara senaryo olabilecek zengin malzemelerle doludur bunu da asla unutmamak gerkir.
Saygılarımla.
yaklaşık 1 yıl önce
Aslında yeniden bir cevap yazma niyetinde değildim ama bu konuyla bu derece ilgilenmeniz ve bir çok kişinin düşünme tembelliği hastalığına yakalandığı günümüzde, sizin kendinizi hırpalarcasına birşeyler anlatmaya çalışmanızı takdirle karşıladım. Yanıt vereceğim ama kısa keseceğim.
Öncelikle, anlaşılmadığınızdan yakınıyorsunuz, başka ne bekliyorsunuz ki? İfadeleriniz o kadar dağınık, o kadar karmakarışık ki her telden dem vurur nitelikte..bu fikir kaosu içerisinde anlaşılmayı beklemek biraz insafsızlık olur. Belli ki kafanız çok karışık… bir yandan özgürlükçü takınıyorsunuz bir yandan da azınlıklardan ve okullarından şikayetçi…bir yandan liberal, bir yandan milliyetçi…her neyse, uzatmayayım…dediğim gibi öncelikle kafa karışıklığına bir son vermeli.
“Sanatta özgür düşünce”ye saygı gösterilmesi gerektiğine dair fikrinize sonuna kadar katılıyorum. Ancak bu inancınız,kendinizle çelişir bir biçimde eleştiri niteliğindeki birkaç söze, yoruma tahammül edemeyecek bir seviyede. Özgür düşünce anlayışını bir teori-söylem biçiminde alıp, kendimizi özgürlükçü gösterirmektense bu fikirlerimizi her alanda pratiğe dökmek ne güzel olurdu. Sadece sanatta değil her alanda özgür düşünceye inanıyorum ben. Eminim ki “özgürlük”e saygının sınırının ne olduğunu da biliyorsunuzdur.Kalkıp felsefi bir tanımlama yapma ihiyacı duymuyorum.
Son olarak, “millilik” üzerine kurulu, korumacı bir anlayışla hiçbir şekilde özgür düşünce temmelli hareket edilemeyeceği kanaatimi belirterek burada bitiriyorum.
Herşeye rağmen teşekkür ederim.
yaklaşık 1 yıl önce
recep ivedik hayranı değilim ama bu tipe bu kadar yüklenmenin gereği var mı bu beni düşündürdü. bu sadece bir tip. şahan gökbakarın saçma ama komik skeçlerinden cıkmış bir tip. ikincisini henüz izlemedim ama birincisini izledim ve recep ahlaksız bir insan değildi.dobraydı.doğru bildiğini kıvırmadan söylüyordu.kimi zaman saftı.sevdiği kıza kendini anlatmaya calışıyordu. iylik severdi; ancak ahlaksız değildi.sadece biraz fazla:) kaba ama onun komik yanı da bu zaten. küfür ya da argoya gelince ben asla kullanmam diyen özllikle bir erkek yalan söyler istsna olabilir ama kaideyi bozmaz:) ahlak edep doğru mesaj estetik gibi kavramlar üzerinde yorum yapılacak olursa bir çok tv programı sinema filmi reklam vb bir yığın şey eleştirilebilir ama bunların arasından ivedik recebi seçip yüklenmek bence haksızlık
yaklaşık 1 yıl önce
Nabza göre şerbet
demek ki biz bunu kaldırabiliyoruz…
kandırmayalım kandırılmayalım
kaldıkamasaydık kaldırılmazmıydı gösterimden?
şiitt
osmanyaa
gonuşma leenn