Second Life, 2003 yılında temeli atılan ve özellikle şu sıralar tüm dünyada yaygınca bilinen ve hatta bağımlılık derecesine ulaşacak kadar kullanılan veya oynan bir sanal yaşam oyunu. Oyunun temel felsefesini incelediğimiz zaman aslında karşımıza bize pek de yabancı olmayan bir düşüncü tarzı, felsefik düşünce biçimi karşımıza çıkıyor. Matrix serisini izleyenler bu dediğimi daha iyi anlayacaklardır eminim, Matrix ile ortaya çıkan sanal gerçeklik ve matrix felsefesinden esinlenen Second Life da imkansız diye bir şey yok. İstediğinizi istediğiniz anda yapabiliyorsunuz. Oyunculara daha dogrusu bireylere 3D grafikleme yoluyla sanal alemde can veren oyun, bu anlamda Matrix filminde olduğu gibi şuanda yaşamış olduğumuz ve gerçek olduğunu varsayımladığımız dünyaya ve yaşama bir alternatif olarak hazırlamış bir sistem.
Kendi inanç ve düşünce sistemimizden baktığımız zaman çok saçma gibi duruyor Second Life macerası ancak ortada bir gerçek var ki o da şuan dünya üzerinde oyunun veye bu yaşamın binlerce bağımlısı var. Hatta öyleki durumu iyice abartıp, Second life yüzünden dünya üzerindeki düzeni ve aile düzenini bile bozan var. Oyun ile ilgili haberleri duyduktan sonra bir gözgezdirme ihtiyacı hissettim ve açıkcası etkilendim biraz adamların yaratıcılıklarından…. kısacası “yapmış adamlar abi” dedirten cinsten bir şey yani:)
