Sinema sektöründeki “Fransızlar”
Şimdiye kadar izlediğim tüm Fransız yapımı filmlerin sonunda, sürekli bir hayal kırıklığı, keşke filmi izlemeyip başka birşeyler yapsaydım duygusu içinde oldum. Sorun benden mi kaynaklanıyor? ben mi anlayamıyom bunların ürettiği filmlerin temalarını ya da kurgular bana mı basit geliyo diye düşünmeye başladım ve açıkcası kendimi sorgulama noktasına kadar geldim Fransız film endustrisi sayesinde ancak bir Hollywood yapımı veya Türk filmini izledeğimde durumun farklı olduğunu görünce adamlardaki aykırılığın farkına vardım….Oraların (Fransa) havasından, suyundan mıdır? Kültür farklılığından mıdır? Ya da ne bileyim adamlar çok mu uğraşıyo anlamsız ve adeta çekilmiş olmak için çekilen bu filmeleri meydana getirmek için bilmiyorum ama dün gece izlediğim bu son Fransız filmi “Çılgın Polis (Locked out)” ile iyice tiksindirttiler beni. Bu filmden önce izlediğim “VidoQ” ile umutlanmıştım gerçi onların adına lakin bu umut boşunaymış, adam olmaz bu adamlar .:)
Filmi aslında izlemeyecektim ancak daha önce aynı isimle Türkçe çevrilmiş başka bir filmin etkisinde kalmış olacağım ki başladım seyre. Film, sokaklarda yatıp kalkan, elindeki tiner poşetinden tineri soludukça binbir çeşit halisünasyonlar gören film kahramanımızın bir gece köprüden atlayan birini görmesi ile başlar. Köprüye çıktığında atlayan kişiden geriye sadece polis uniformaları dolusu bir valiz vardır. Anlayacağımız üzere atlayan kişi bir polismiş. Bundan sonra tinercimiz polisin uniformalarını giyerek emniyet teşkilatının nimetlerinden faydanlanmaya başlar. Gün geçtikçe kendini polisliğe iyice kaptıran tinerci şehrin altını üstüne getirmeye başlıyor…Altını üstüne getirmek derken filmi izleyecek olanlar sakın olan Hollywood sinemasından aşina olduğumuz aksiyon sahneleri beklemesinler, kendi çapında aksiyon komedi tarzı birşeyler yapmaya çalışan Fransızlar, bu sektöre da fransız olduklarını bir defa daha kanıtlamış oldular bu film ile…İzlemeyenlere tavsiyem, boşuna vaktinizi harcamayın…
| Yazıcıya Gönder | Bu kelam Yaşarzade tarafından 02 Ocak 2009 saat 22:27 civarlarında,SİNEKRİTİK kategorisinde kaleme alınmıştır. Yazı ile ilgili güncellemeleri takip etmek için tıklayın RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |


yaklaşık 1 yıl önce
Yazıyı yazmakta ve tavsiye vermekte geç kaldığın okuyucularından biriyim :) Birkaç ay öncesinde seyretmiştim ben bu filmi ve evet tipik bir fransız sinema filmi anlayışı hakimdi filmde. Fakat bu durum Fransızların sinema anlayışını kötülemek için yeterli değil çünkü bu tarzdan hoşlananlar da olabilir (bkz: ben). Kurgusallığı basitlik ya da karmaşıklık bazında değil de biraz daha kültür bazında incelemekte fayda var. Çünkü Fransız yapımı çoğu filmde seyirci donuk bir film sürecinden ve anlamsızlıktan bahsederler. Yıllar boyunca Hollywood filmleriyle beslenmiş seyirciye ilk bakışta böyle gelmesi normaldir çünkü. Değerlendirmende de Hollywood vs. Fransız Filmi karşılaştırması sezmekteyim :) Demem o ki her bir filmi prodüksiyon olarak kendi çerçevesinde değerlendirmeliyiz. Misal bir “Leon” filmine – ki Jean Reno’da ve hatta onun oynadığı birçok filmde bu bahsettiğimiz Fransız tadından söz edebiliriz – aynı bakış açısıyla yaklaşmak mümkün müdür? Ya da Audrey Tautou? Fakat anlayış iki filmde de aynı, tabi ki tür olarak farklılaşan filmlerdir bunlar ama işin esansı aynıdır.
Ayrıca dram filmlerinden hoşlananlar için “Kayıp Nişanlı” (Un long dimanche de fiançailles) filmini bir Fransız yapımı başarılı film olarak tavsiye edebilirim :)