Uluslararası enerji transfer açısından son derece önemli olan Karadeniz, son yıllarda özellikle Rusya tarafından yapılan enerji yatırımlarıyla tam anlamıyla doğu-batı arasında enerji koridoru haline geldi. Ne şaşırtıcıdır ki enerjinin olduğu heryere konmayı adet haline getiren ABD‘de gözünü bu bölgeye dikti. Bunu Birleşmiş Milletler ve Nato nezdinde yapmış olduğu girişimlerle açıkça orta koyan ABD, bu yolla Rusya’nın Karadeniz ve Kafkaslardaki politikasına da müdahil olmayı planlıyor anlaşılan.
Ancak işin bizi ilgilendiren tarafı bugün sabah gazetesinde de açıklandığı üzere, Ege denizinde bugün Yunanistan ile yaşadığımız sorunların ilerinde Karadeniz’de yaşanması ve Karadeniz’de direk bizimle ilgili olan kararların büyük devletlerin eline bırakılması tehlikelerinin bulunması. Ayrıca böyle bir donanma üssünün kurulmasına taraftar olmamız Montrö Boğazlar sözleşmesinin maddelerinden taviz vermek oluyor ki bu daha da büyük sıkıntılar yaşatacaktır bize. Bu nedenle8. Ana Jet Üs Komutanlığı‘ndan Hava Pilot Yüzbaşı Kadir Yalçın ve Hava Pilot Üsteğmen Ş. Atınç Delican’ın Hava Kuvvetleri Komutalığı Dergisinde yazmış oldukları yazı da konu ile ilgili aktif siyasetin yapılması gerektiğini altı büyük önemle çiziliyor. Yoksa ortada ne Boğazlar, ne Karadeniz ne de Montrö kalır….
Amerika Birleşik Devletlerinde gittikçe bozulan ekonomik durum, bugün duysanız da inanamyacağımız bir durumu ortaya çıkardı. Tüm dünya ABD den yayılan kriz dalgasına yenik düşerken, Türkiyedeki bankalar ellerindeki nakit para rezervleri sayesinden bu durumdan pekde etkilenmiyor. Hatta durum o kadar pozitif ki bizim açımızdan, yıllardır ABD ve İMF den boyuna borç alan bankalarımız, bugün artık Amerika’ya borç para verir duruma geldi. Üstelik bunu yapan bizim emekli maaşı kuyruklarıyla sürekli gündemde olan Ziraat Bankası. Ziraat Bankası, nakit para darlığındaki ABD’ye yaklaşık 2 milyar dolar verdi, geri ödemesi ise dolar kuru üzerinden yüzde on iki faizle olacak bu paranın.
İMF‘den borç aldığımız günleri halen unutmamışken, bugünleri de gördük ya artık gözümüz açık gitmeyiz. Kim derdi ki Amerika ya borç para vereceğiz, işte dünya hali belli olmuyor görüldüğü üzere…
Özellikle son yirmi yılda dünyanın geleceği ile ilgili ortaya birçok kehanet atıldı. Bunlardan biride ABD ekonomisini çökeceği ve dünyadaki süper güçlük fonksiyonunu yitireceğiydi. Böyle bir kehaneti ilk duyduğumuzda tabi ki dünyadaki teknolojiden tutun dedikodulara kadar dünyadaki her türlü sirkülasyonu elinde tutan Amerika‘nın ayak altına düşmesine pekde ihtimal vermedik o zamanlar. Ancak günümüzde geldiğimiz nokta geçmişte ortaya atılan bu kehanet üzerinde bizi düşündürmeye zorluyor, acaba olabilir mi böyle birşey. Nitekim gidişat bunu gösteriyor ABD’nin 2006 yılının ikinci yarısında konut sektöründe yaşadığı durgunluktan beri içine giripde çıkmayı başaramadığı mortgage krizi git gide büyüyor, bunun sonucunda tabi bir çok yatırım şirketi üst üste iflas bayrağı çekti ve çekmeye de devam ediyor. Halkanın sonundaki zincir bugün Lehman Brothers‘a dayandı ve şirketin tüm mal varlığına el konuldu….Diğer taraftan ABD’dedeki bu gelişmeler sadece Amerikan ekonomisini değil dünyadaki tüm borsaları alt üst ediyor. Bakalım işin sonu nerelere varcak….
Dünya üzerindeki en gelişmiş 4 ayaklı robot olan Bigdog, Amerikalı Boston Dynamics şirketi tarafından üretildi. Bu dört ayaklı mekanizma her türlü arazi şartında yürüyebilme, koşabilme ve ağır yük taşıyabilme yeteneğine sahip. Bigdog yani bizim deyimimizle Savaş Köpeği, kendisine hareket özelliğini sağlayan hirdolik sistemin çalışabilmesi için normal bildiğimiz benzin kullanıyor. Bigdogun temelini oluşturan sistemi sayesinde, robot köpeğin dengesini sağlamaktan tutun hareket etmesine kadar her türlü denetim ve kontrolü kolayca yapılabiliyor.
Dedikodulara göre Boston Dynamics şirketi bu Bigdog’u İran‘a girmeye hazırlanan ABD ordusu için üretti, savaş esnasında yaya olarak araziye inen askerlerin ağır savaş teçhizatlarını ve bu robotumuzun ağır yükler taşıyabileceği iddasını göz önünde bulundurursak bu ihtimal bir hayli yüksek ancan sorun şu ki robotumuz şuanda çok yavaş, saatte 6 km yapabiliyor ancak. Hızının artırılması için Boston Dynamics şirketi çalışmalarına devam edeceğini bildiriyor…
Ülkemizde en çok izlenen yerli dizilerin başında gelen Kurtlar Vadisi Pusu, yeni sezona 8 ekimdeki ilk bölümüyle başlıyor. Hayranlarının büyük bir sabırsızlıkla beklediği dizi, yeni sezonda yine Polat Alemdar ve ekibini kötü adamlarla mücadeleden yılmayacaklar. Dizinin yeni sezona 9 Ekim tarihinde gireceğini duyan Polat Alemdar fanatikleri şimdiden heycanlanmaya başlarken, diğer taraftan neden bu akdar geç başladığını merak ediyorlar. Benim teorime göre Kurtlar Vadisi Pusu yeni sezon hazırlıklarını çoktan yapmıştı ancak son haftalarda cereyan eden ülke ve dünya gündemindeki yoğunluk ve gerilim, dizinin yeni sezonda yayına girmeyi bekleyen bir çok bölümünün senaryosunu yeniden gözden geçirme ihtiyacı doğurdu, bu gerilimlerin başında Rusya - Gürcistan çatışması ve devamında halen süregelen Rusya-ABD gerilimi, iç politikada ise Deniz Feneri vurgunundan tutun İktidardaki AKP partisinin genel başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Doğan Holding Genel Yönetim kurulu başkanı Aydın Doğan arasındaki savaş ve daha bir çok benzeri neden…bana göre dizinin yeni sezonundaki gecikme bunların dışında başka birşey ile açıklanamaz, tüm bu olanlardan sonra Şaşmazlar oturup senaryolarını gözden geçirmek zorunda kaldılar ve bu da dolayısıla yeni sezona gecikme ile girmelerine neden oldu.. başka teorisi olan varsa buyrun yoruma açığız….
Gürcistan’ın geçtiğimiz ay Osetya ya girmesi ve bunun ardından Rusya’nın karşılık olarak Gürcistan’a saldırmasının ardından gerilen dünya siyaseti, Kafkasya üzerinden gitgide gerilmeye devam ediyor. Birçok büyük devletin araya girerek Gürcistan ile Rusya arasında ateşkes ilan edildikten sonra Rusya, Abhazya ve Osetya2nın bağımsızlıklarını tanıdığını ilan etmişti.İşin ilginç yanı birçok devlet olaya mudahil olurken biz yanı başımızda olanları sadece izlemekle yetiniyoruz.
Öte yandan Rusya ile ABD arasındaki gerilimde karşılıklı demeçlerle artmaya devam ediyor, sonra olarak Rusya devlet başkanı Medvedev tek kutuplu dünya düzenini kabul etmiyeceklerini, dünyadaki tüm kararların tek devlet tarafından alınmamasın gerektiğini birden fazla kutbun olması gerektiğini söyleyerek Dünyadaki Amerikan hegamonyasını eleştirdi ve böyle birşeyin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Bulduğu her fırsatta dünyayı cehenneme çeviren ABD ve başındaki Bush tayfasının başı yine kasırgalarla belada…El nino, katrina derken şimdi de Meksika körfezinde cereyan eden Gustav Hurricane var. Petrol tesislerini tehdit edecek boyuta ulaşan kasırga Bush un elini kolunu bağlamış olsa gerek zira Gustav saolsun zaten yukarıya meğilli olan petrol fiyatlarını iyice azdırmış gibi.Eeee demek ki dünyada süper güç olmak herşeye çözüm değilmiş, her 2-3 yılsa bir böyle silleler yiyebiliyomuşsun süper güç olmana rağmen. Umarım bu Gustav da Bushun kulağına küpe olur..