“31 dilde, 40’ı aşkın ülkede…”

“Türklerin Küçük Prens’i…” gibi birkaç kapak tanıtım notu ve arka kapağa sıralanmış bir dizi otorite övgüsünün albenisine karşı koyamadım ve daha üç gün önce edindim bu gülkurusu renkli, bir ayda ikinci 200 binini basan eseri. Okumam ise sadece iki günümü aldı. Doğruya doğru; akıyordu sayfalar okudukça… Akardı da zaten; böyle yalın bir kurguyla, böyle sığ bir yazınla…

Serdar Özkan ismini merak ettim öncelikle ve kısa bir taramanın ardından öğrendim ki Robert Kolej ekolünden yetişmiş, Amerikalarda okumuş, psikoloji eğitimli genç bir yazarımızmış kendileri. Yazın kariyerinin kısalığına, yazın dilininse gündelikliğine rağmen kitabın bir sanat eseri, bir başyapıt gibi lanse YAZININ TAMAMI >