Tarih 09 Kasım 2008 Yazar kadirzade
Belki de tarihinin en kötü zamanlarından birini geçirmekte olan Fenerbahçe, bu haliyle son zamanlarda oldukça güven veren, diri, azimli ezeli rakibi Galatasaray’ı yenmesini bildi. Azmin ve hırsın gücünü birkere daha gördük. Avrupa’da tel tel dökülse de, her gelenden üç dört yese de sıra Cimbom’a gelince kanarya akbabaya dönüyor birden. Vallahi ben bu işten birşey anlamadım. Varsa anlayan biri bana da anlatsın.
Tarih 08 Kasım 2008 Yazar immortalance
Fenerbahçe ve Galatasaray derbisine bir günden daha az vakit kaldı. Çocukluğumuzdan bu yana bu derbiler ile büyüdük zaten. Babalarımız da öyle. Dedelerimiz de vaktiyle derbilerle yaşamışlar ve onların babaları da. Yani 4 nesil derbi heyecanı yaşamış bir milletiz biz. Peki neden bu kadar önemli bu Fenerbahçe - Galatasaray derbisi? Sanırım bunun cevabını ben veremeyeceğim ama dünyada bazı derbiler var ki anlamları çok yüksek. Mesela;
İtalya’da Lazio & Roma derbisinde ideolojik bir çekişme söz konusu. Birisi faşist ötekisi ise demokrat takımı. Lazio taraftarı yahudi veya zenci futbolcu istemezler.
İskoçya’da Glasgow Rangers & Celtic derbisi vardır. Dini bir çekişme söz konusudur burada çünkü biri Katolik birisi ise Protestan takımıdır. Mesela Katolik bir futbolcu olan Johnson Rangers’a transfer olur ve evi yakılır. Adam o maçta gol atar 1-0 Rangers kazanır ama taraftar maç 0-0 bitti der.
Yine İtalya ve bu sefer Milan - İnter derbisi. Sınıf çekişmesidir çünkü İnter halk tabakası Milan ise asilzade takımıdır. Böyle Dük Baron falan vardır taraftarları arasında.
Arjantin’de Boca Juniors & River Plate. Irk çekişmesi burada sonuna kadar var ve belki de en önemlisi bu derbidir. Öyle ki Boca Juniors taraftarları kendilerinin gömüldüğü ayrı bir mezar yaptırıyorlar. Birisi İtalyan göçmenleri tarafından birisi ise saf Arjantinliler tarafından kurulmuş.
Bizim derbimiz neden böyle diye bir soruya cevap vermez zor oluyor. Din, dil, ırk, sınıf, siyasi bir ayrıcalık yok ama her maç kavga-dövüş de eksilmiyor. Yani dünyanın en büyük sidik yarışı da denilebilir. Yine de bu yılalrda geçtiğimiz yıllara oranla daha centilmen bir hava esiyor. Biraz durgunluk var yani.
Kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Derbiler aynı şehrin iki takımı arasındaki maçlardır. Trabzon-Fener maçları gibi ayrı illerin takımlarının maçları derbi oalrak görülemez. O sebepledir ki İstanbul Derbisi, Ankara Derbisi şeklinde de derbiler isimlendirilir…
Bu derbimizin de dostluk ve centilmenlik içinde geçmesi dileğiyle…
Tarih 27 Eylül 2008 Yazar immortalance
Sevgili Yaşarzade adlı üyemiz Bülent Uygun’un Bilgisayarı Kafayı Sıyırdı Galiba adlı yazısında Bülent Hoca’nın bilgisayar analizlerinden bahsetmiş. Merak ediyorum bu Fenerbahçe‘nin Dünya’nın ikinci kulübü analizini de bu bilgisayar ile mi yaptılar. Bu bilgisayar ile yapıldıysa vay haline o algoritmanın diyesim geliyor.
Fenerbahçe son yıllarda ülke futbolunun gerilemesine yol açan vakıf yapısından kurumsal yapıya geçiş yapar gibi yaparak önemli bir gelişmeye imza attı. Şu anda ekonomik olarak Türkiye’de önemli bir yere sahip. Dünya çapında da bir noktaya kadar gelecek akdar da sağlam bir ekonomi fakat Dünya’nın 2. büyük kulübü nereden çıktı?
Türkiye’de bile Yaşarzade’nin de dediği gibi en iyisi demek ütopya iken dünya çapında bir ikincilik? Hala diyoruz ki üç büyükler. Eminim Bülent Hoca da böyle hitap ediyordur fakat tek büyük diyemiyor kimse neden? Sebebi belli işte. Bir tane başı çeken yok ortalıkta. Sanırım 2-1 ile aldığı galibiyet Bülent Hoca‘nın işlemcisini epey bozmuş ya da bu galibiyeti hesaplarken çok yorulmuş makina.
Bülent Hoca rüyadan uyan diyorum. Allah transistörlerine zeval vermesin ama dikkat et de yakma anakartı. Böyle büyük bir hocanın böyle gereksiz ve gerçek dışı söylemini kınıyorum.
Bir noktayı daha merak ediyorum. İlk sırada kim var? Acaba Sivasspor mu var da kendilerine tek rakip Fenerbahçe mi? Yenilseydi “En Büyük Fener Başka Büyük Yok!!!” nidalarını duyacakmışız galiba. Buna da şükür desek mi acaba?
Tarih 27 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade
Turkcell Süper Ligin son yılllardaki en başarılı Anadolu ekiplerinden biri olarak ön plana çıkan Sivasspor bu hafta Fenerbahçe‘yi 2-1 lik skorla kendi evinde mağlup etti. Maç ve maç skorundan çok bugün en çok tartışılan şey bu konuyla ilgili Sivasspor teknik direktörü Bulent Uygun‘un yaptığı açıklamalar. Kendisi rakiplerinin antreman ve maçlarını bilgisayarlar ile analiz ettiklerini ve böylece rakibin açıklarını daha sağlıklı görüp gol yollarında daha da etkili olabiliyoruz bu sayede dünyanın en büyük ikinci takımı olan Fenerbahçe’yi de bu yolla mağlup ettik demiş. Değerli teknik adamı Türk futboluna getirdiği rakip tanıma teorisi açısından kutluyoruz, büyük gelişme kaydetmişsiniz ve bu gelişmeniz takdireşayan ancak sanki Bülent Bey‘in analiz programı dahil topyekün bilgisayarı kafayı sıyırmış gibi geldi bana çünkü bırak Fenerbahçe’nin dünyanın en büyük ikinci takımı olması Türkiye de ilk sırada olması bile çoğu futbol duayenine göre ütopik bir durum….Bülent Uygun’a tavsiyem tez zamanda bilgisayarına temiz bir fotmat çekmesidir….
Tarih 23 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade
KanalTürk‘teki Telegol adlı spor programını geçen haftasonuki bölümünü izledim, aslında bu programı pek izlemem çünkü izlemekten zevk almadığım bir atmosferi var, kimi zaman sporla hiç alakasi olmayan, kimin ne dediği kime konuştuğu ne demek istediği asla belli olmayan, konuşmaların ise Kadıköy rıhtım yolundaki trafik gürültüsünden başka birşeye benzemediği bir program. Ama ne yapayım Ahmet Çakar‘ın bulunduğu 6Pas‘ın başlaması gecikince sporlar ilgili izlenecek birşeye denk gelmedim televizyonu zapplarken (herhalde diğer kanallardaki spor programları reklam arası verdi hepsi birden) neyse bakayım ne diyorlar diye izlemeye başladım. Bir de baktım ki ekranın altından yazı geçiyorlar ” Hagi mi iyi Alex mi? Hagi veya Alex yaz bilmem XXXXX numarasına mesaj yolla“. Durdum düşündüm iki dakika şimdi bu nerden çıktı ve bu iyi neye göre iyi? Hagi nerde Alex nerde diye…yoksa saçmalamak için konumu bulamadılar diye de içimden geçirdim…Şimdi burda Hagi daha iyi ya da Alex daha iyi olayına girmicem çünkü çok gereksiz birşey. Olayın nerden çıktığını halen anlamış değilim, orda oturanların sporla uzaktan yakından alakası olmadığı burdan da anlaşılıyor, futboldan bir nebze anlamış olsalardı, böyle bi karşılaştırmanın saçmalıktan başka birşey olmadığını görürlerdi, çünkü Hagi’nin hem Türkiye Liginde hem Avrupa’da Galatasaray‘a katkısı ortada , bugün ise Alex’in Fenerbahce’ye katkısı ortada(!) ve Hagi’nin yeteneği orta da yine Alex’in yeteneği ortada. Bu yüzden eğer karşılaştırma yapılacaksa sadece yenetek değil marka değeri işin içine katılır sayın Telegol yorumcuları….