Tag Arşivi | "ÖSS"

Tags: , , , ,

Eğitim çöplüğünde gelecek arayışı

Tarih 19 Aralık 2008 Yazar Yaşarzade

3065167851_0fbfb752db Eğitim çöplüğünde gelecek arayışıİlköğretim sıralarında sorulduğunda bazılarımız doktor, mühendis, pilot hatta cumhurbaşkanı olmak istediğimizi söylerdik. Ancak yıllar ilerledikçe insanlar kendilerine daha uygun ve daha gerçekçi hedefler belirlerler gelecekleri adına. Ve artık hayallerimiz hatta günlük yaşantımız bile bu hedefler çerçevesinde şekillenir. Okullarda gördüğümüz derslere verdiğimiz ağırlık bile bu seçimimizden doğrudan etkilenir, örneğin ingilizce öğretmeni olmak isteyen biri ne diye matematiğe hayvanlar gibi asılayım diyebilir, nasıl olsa işine yaramayacak.

Ve gün gelir daha önceden hedeflediği geleceğe bir adım daha yaklaşmak için bu insanlar ÖSS hendeğinden atlamaya çalışırlar, üstelik bugün son yapılan düzenleme ile yapıldığı gibi daha önce mezun olanları görmedikleri psikoloji sorularına maruz bırakılarak. Netice de hendeği aşmaya çalışanların çoğunun ayağı takılır ve düşerler hendeğin içine.

Hendeği aşanlar ise hayatlarını kurtardıklarını sanarlar ki çoğu insanın asıl yanılgıya düştüğü yer de burasıdır. Çünkü asıl hayat hendekten sonra başlıyor. ÖSS’den önce eğitim kurumlarının gençliğin kafasını bir yığın gereksiz bilgi yığınıyla meşgul etme durumu, sınavdan hemen sonra da devam eder. Örneklendirecek olursak bütün eğitim fakültelerinde öğretmenlik okuyanların psikolojik kuramlara mazur bırakılması gibi. Neden gereksiz ki bunları öğrenmek, öğretmenlik insanla uğraş, insana şekil verme işidir bu nedenle psikoloji alanından yardım almak şarttır diye bir tezle bana karşı çıkabilirsiniz ve bu tezinizde de haklı olabilirsiniz. Ancak şunun altını çizmek istiyorum bu konu da, yaşama uyarlanamayan ileride işime yaramayan herhangi bir bilgi sizce geçerli midir? Tabiii ki hayır. Bu durumda okullarımız da ders veren hocalarımıza bir bakalım ( en azından şimdiye kadar karşılaştıklarımıza bakalım) bunlardan hangisi derslerini üniversitelerde gördükleri psikolojik kuramlara dayandırarak işledi. Haa yok mudur gerçekten bunu yapan, vardır elbette ama onlar da öğretmenlik mesleğine yeni başlamış, ilk yıllarının verdiği heycanla daha tez kanlı olanlardır. Yıllar geçip daha da tecrübeleştikte onlar da Bruner’lerin, Bloom’ların, Vigostky’lerin kuramlarını bir çöp parçası gibi kenara itip kendilerine en uygun olan  HAYDAR kuramını benimserler.

Yani diyeceğim o ki, pratikte işe yaramayan her şey gereksiz bir çöp yığınıdır ve bizim eğitim kurumlarımızda ( ilk basamağından tutun, son basamağına kadar) verilen eğitim de külliyen bir çöp yığınından başka birşey değildir. Genç nesillerimiz de maalesef bu çöp yığının içinde can havliyle geleceğini aramakta…..

Yorumlar (2)

Tags: , , , ,

On Altı Yıllık Maceranın Mutlu Sonuna Yaklaşırken…

Tarih 07 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade

Yıllardan 1992, peder bey kolumdan tutmuş köy okuluna yazdırmaya gidiyor…o günkü kare halen gözlerimin önünde. Peder bey ile birlikte hocanına yanına varmışız ve bugünkü ebeveynlerin öğretmenlerinin karşısında çocukları suçlu olsa bile öğretmenlerini suçlama tavrı yerine, ilk öğretmenime şunları söylüyor “Hocam, eti senin kemiği benim”… Ben ise o ufak yaşımla demek istedi acaba bizim peder bunu söylemekle diye düşünüyodum.

Aradan on altı yıl geçti ve ben halen ilk başladığım statüdeyim, yüksek öğretim kademesinde bir öğrenciyim. Lise bitip öss de üniversiteyi kazandığımda tamam artık herşeyi garantiledim diye düşünüyordum ancak asıl zorluk ondan sonra başlıyormuş. İstanbul Üniversitesi ingilizce öğretmenliğinde okuyor olacaktım artık…İstanbul Üniversitesini yerleştirme sonucumda gördüğümde  vayyyy be ben neymişim diyodum kendi kendime…2004 ün eylül ayında gelip liseye kayıt yaptırır gibi zarflarla pullarla ilk kaydımı yaptırdım ve dönem başladıgında aynı bölümde okuyan üst sınıflardaki tanıdıklara sordum hangi hoca nasıldır derslerden nasıl geçilir diye. Adamlar boşver ya yat yat geçersin dediler, bende ilk sene yattım paso ama sınıf tekrarının eşiğinden döndüm ve halende o yatmanın acısını çekiyorum…. derken 2. sınıf, 3 ve 4. sınıfa geçtik tabi bu arada ben yarım dönem uzattım ve yaklasık üç ay var okulun tamamen bitmesine ancak İstanbul Üniversitesi denince aklımda  canlancak iki şey var. Birincisi o lanet olası bi türü güncellenmeyen sayfası öyle ki şuan girip bakın inanmazsanız öğrenci bilgi sistemine son güncelleme tarihi en altta 3 şubat 2008 yazıyor halen:)…. Diğeri ise adeta öğrenciye zulum olan ders kayıtları. Zannetmiyorum ki bu ülkede İstanbul üniversitesi dışında bir yüksek öğretim kurumu ders kayıtlarını halen elden pullarla zarflarla yapıyor, hepsi de online internet ortamından gerçekleştiriyor kayıtları ama hernedense resmi sitesine girdiğimizde ilk gözümüze çarpacak olan “Dünyada ilk 500 deki tek Türk üniversitesi” olduğunu idda eden İstanbul üniversitesi bu internet ve teknoloji nimetiyle halen tanışmamış olacak ki herşey manuel olarak işliyor.

Yorumlar (0)

Tags: , , , , , , ,

Yeni bir eğitim-öğretim dönemine doğru…

Tarih 01 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade

Üniversitelerin yeni eğitim-öğretim yılına girmelerine haftalar kala, yüksek öğretime bu sene ÖSS canavarını atlatarak giren yeni üniversiteli arkadaşlarımız eminim ilk ders saatini merak ediyorlardır. Bu arkadaşlarımız sınıfa ilk girdiklerinde çevrelerini şöyle bir süzüp sonraki yıllarda bilmem cumaya giden veya gitmeyen, baş örtüsü takan takmayan, koridorda sigara içen bahçede içeistanbul_uni-300x300 Yeni bir eğitim-öğretim dönemine doğru...n, gömleğini pantolonun içine sokan ya da sokmayan gibi tuhaf tuhaf gruplaşmaların temelini oluşturacak olan arkadaşlıklara yelken açacaklar. Ama ilk bir iki gün olacakları ben söyliyeyim size, herkes öyle bön bön bakınıp duracak ve tanıştıkları kişilere ilk soracakları soru ” nereden geldin? kaç puanla geldin”. ilk ay boyunca bu soruları yanıtmaktan gına gelmişti artık bana.

Bir de bizim universiteye girdiğimiz sene cemaatvari oluşumlar universitelerde bayağı bir aktifti ve saf anadolu yiğitlerini kendilerine çekebilmek için her türlü göz boyamayı yapıyolardı:). Hatta oyleki herhangi biri bizim için birşey yapsa şizofren gibi ” niye yaptı lan şimdi bu bunu? arkamdan kuyu mu kazıyoo yoksa? ” diye vesveselere kapılırdık… ama üçüncü sınıfa kadar herkesin rengi belli oluyor. Gerçi şu aralar yeni universiteye giren arkadaşlar için durum nedir bilmiyorum…

Üniversiteyi yeni kazanan herkes eminim benim de yaptığım gibi hemen hayal alemine dalar, universiteden sonra yapacağı şeyler için değil tabi ki acaba ne kadar burs alabilceğim die… bu hayalle önüne çıkan her kapıyı çalar ancak bu kapıların %99,9 yüzüne kapanır tabi benim gibi orda burda torpili yoksa… benim gibi derken benimde torpilim yoktu yani yanlış anlaşılmasın… o kadar çaba ve arayışa ragmen elimizde bir tek öğrenim bursu/kredisi çıkarsa İBB bunun yanında bonus’tan bir burs ve sene başında kurdugumuz tüm hayaller ( arkadaşlarla eve çıkmak, yeni bir notebook almak, her akşam İstiklal e akmak, barlardan çıkmamak ) suya düşer. Dört sene boyunca tekrarlanır bu boyle…. ondan sonrada bi bakmışınız Üniversitede bitmiş ve o an hayatınızdan hiçbirşey anlamazsınız ve ne oldu lan bana dersiniz kendi kendinize  gitti boşu boşuna 16 yıl dersiniz ama yaşadıklarınızdan da bir bakıma pişman olmazsınız.

Yorumlar (0)