Tarih 28 Ekim 2008 Yazar Yaşarzade
2006 yılında Sayın Başbakanımızın Mersin ziyaretinde, Mersinli bir çiftçi Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan‘ın karşısına çıkarak çiftçilerin içine düştüğü durumu iletmek istedi. “Anamız ağlıyor” ifadesini kullanan çiftçiye, Sayın Başbakan “Ananı al da git” diyerek cevap vermiş ve o zamanlar bu söz baya tartışılmıştı. Aradan bir veya bir buçuk yıl geçti bu sefer hükümet çiftçileri düşünerek(!), kuraklıkdan mağdur olmuşlardır diye yardım eli uzatmaya karar vermiş. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, kuraklık dolayısıyla zarar gören 35 ilden yaklaşık 500 bin çiftçiye 534 milyon YTL ödeme yapılacağını duyurdu. Çiftçilere ödenecek paranın 300 milyon ytl’si bugünden itibaren çiftçilerin hesabına geçmiş olması gerekiyor.
Peki ne oldu da bundan kısa zaman öncesine kadar çiftçiye “Ananı al da git” diyebilen Başbakanımız dolayısıyla hükümetimiz, bir anda kesenin ağzını açtı. Benim aklıma ilk yerel seçimler geldi açıkçası. Yapılan yardım da seçim yatırımından başka birşey değil. 2006 da “Ananı al da git” mesajını veren, bu sefer yaptığı ödeme ile ” Ananı da al seçim sandığına gel” mesajını veriyor. Umarım sandık başına gidecek olan çiftçilerimiz paraları aldıktan sonra 2006 da verilen mesajı unutmazlar..
Tarih 22 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade
Dün, aptal kutusunu açayımda bakayım neler var haberlerde dedim… Ulusal kanalın birini açtım Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal‘a verip veriştiriyordu neyse dedim bu ikili arasındaki sözlü sataşmaların cılkı çıktı, başka kanal’ı açtım Kemal Kılıçdaroğlu yine kapmış kırtasiyeden bir iki tane a4 kağıdı, birilerine çamur atıyor; bu adamın da siyaset tarzı bu herhalde diye geçiştirdim, yine kanal değiştirdim Recep Tayyip Erdoğan bu sefer Aydın Doğan‘la ağız dalaşına girmiş, sanki malımızı bilmiyormuşuz gibi bir birilerinin açıklarını ifşa etmeye çalışıyorlar. Bir kaç kanal daha değiştim ama sonuçlar aynı. Sonunda yoruldum bıraktım kumandayı. Ancakkk…memlekette bunca sorun varken, millet isyan edip duruyoken hergün, bunlar ağız dalaşı yapmaktan bıkmazlar, yorulmazlar. Çünkü kimsenin derdi devlet ya da millet değil ki, onların dersi ordan cebime ne indirsem burdan ne kadar koparsam, Chp yi daha ne kadar küçük düşürsem, Recep Tayyip’in tahtını nasıl sallasam diye adamlar ancak hinlik peşinde ve bizde bu gibileri seçip baş tacı etmeye devam ediyoruz, dolayısıyla bütün bu olanlara bizler Türk milleti olarak müstehakkız…Başa geçen ülkeyi daha iyi nasıl yönetirim düşüncesinden çok, aykırı sesler daha çok nasıl bastırırım, benden olmayan olmasın bu ülkede, boykot edilmeli böyle kişiler ve kurumlar, muhalefeti nasıl sustururum diye daha çok zaman harcıyordur eminim. Gerçi hoş son söylediğim, mühalefeti nasıl sustururum maddesi fazlalık oldu, çünkü muhalefet denen birşey yok orta da zaten, zira Deniz Baykal saolsun hem hukumete hem kendisine muhalefet olarak durumu notrleştiriyor bir açıdan….
Tarih 20 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade
Daha önceden sıksık duyduğumuz Japon siyasetçilerinin adlarının yolsuzluklara karıştıktan sonra intihar etme vakalarına bir yenisi daha eklendi. Ancak bu sefer durum farklı orta da ne bir yolsuzluk var ne de bir intihar olayı ama hizmet anlayışı bu olayda da aynı. Japon Siyaset adamlarının tekrar gündemin baş maddelerinde yer almasının bu seferki nedeni küflü pirinçler. Japonyadaki huzurevlerine ve bazı okullara ithal edilen küflü pirinçlerin dağıtılmasından kendini sorumlu tutan bir Japon politikacı, istifasını Japonya Başbakanına iletti ve istifası kabul edildi.
Elalemin memleketinde bunlar olurken birde dönelim bakalım bizde nasıl oluyormus bu tür şeyler… Kemal Unakitan‘ı bilirsiniz, Maliye Bakanımız, ve oğlunu da bilirsiniz….Mısır vurgununu da bilirsiniz, kuş gribi vakalarının sık sık görüldüğü geçen senelerde yine Maliye Bakanımızın bir deha olan oğlunun piyasaya sürdüğü pastörize yumurtaları hayli hayli bilirsiniz. Veyahut CHP’nin Alman bir vakıftan 85 bin Avro yardım aldığı, CHP‘nin hesaplarındaki mali suçları duymuşsunuzdur, Deniz Baykal‘ın her seferinde yalan yanlış mal beyanında bulunduğunu da, Recep Tayyip Erdoğanın oğlunun sandalcığını nasıl aldığını……daha bunlar gibi tonlarca şey hepsinin nasıl olduğu neler döndüğünü az çok idrak edebiliyoruz ancak insan onur ve haysiyet denen bir kavramdan mahrum olmuşsa eğer, ne desek fayda etmez artık….güya Müslüman ülkede Mislüman yöneticilerimiz var…Bir Japonların halkını yönetme anlayışına bakın birde bizimkilere bakın ne demek istediğimi eminim anlayacaksınız…
Tarih 13 Eylül 2008 Yazar Yaşarzade
Ülkemizde en çok izlenen yerli dizilerin başında gelen Kurtlar Vadisi Pusu, yeni sezona 8 ekimdeki ilk bölümüyle başlıyor. Hayranlarının büyük bir sabırsızlıkla beklediği dizi, yeni sezonda yine Polat Alemdar ve ekibini kötü adamlarla mücadeleden yılmayacaklar. Dizinin yeni sezona 9 Ekim tarihinde gireceğini duyan Polat Alemdar fanatikleri şimdiden heycanlanmaya başlarken, diğer taraftan neden bu akdar geç başladığını merak ediyorlar. Benim teorime göre Kurtlar Vadisi Pusu yeni sezon hazırlıklarını çoktan yapmıştı ancak son haftalarda cereyan eden ülke ve dünya gündemindeki yoğunluk ve gerilim, dizinin yeni sezonda yayına girmeyi bekleyen bir çok bölümünün senaryosunu yeniden gözden geçirme ihtiyacı doğurdu, bu gerilimlerin başında Rusya - Gürcistan çatışması ve devamında halen süregelen Rusya-ABD gerilimi, iç politikada ise Deniz Feneri vurgunundan tutun İktidardaki AKP partisinin genel başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Doğan Holding Genel Yönetim kurulu başkanı Aydın Doğan arasındaki savaş ve daha bir çok benzeri neden…bana göre dizinin yeni sezonundaki gecikme bunların dışında başka birşey ile açıklanamaz, tüm bu olanlardan sonra Şaşmazlar oturup senaryolarını gözden geçirmek zorunda kaldılar ve bu da dolayısıla yeni sezona gecikme ile girmelerine neden oldu.. başka teorisi olan varsa buyrun yoruma açığız….