Ortaçağ Avrupası’nda, egemen sınıf veya soylu sınıf da diyebileceğimiz kesim seyrü-sefa içinde yaşarken, bu sınıf dışında kalan köylü veya sıradan halk sefalet ile boğuşurdu. Bu soylu kesim yalnız kendi çıkarlarını korumakla kalmaz kendi çevresindekileri de koruması altına alır onların da ülkenin geri kalan kısmına göre daha rahat standartlarda yaşamalarını sağlardı, örneğin bir Derebeyi’nin ve Kont’un hizmetçisi ile tarımla ugraşan ya da esnaf kesimden birinin hakları kesinlikle eşit değildi…Bugün Türkiye olarak geldiğimiz nokta  Avrupa’nın ortaçağda içinde bulunduğu durumun ta kendisi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sayıları 540 kusurlu bir sayıyı bulan, oturdukları yerden laf dalaşına girmekten ve birbirlerine tekme-tokat-yumruk Allah ne verdiyse artık saydırmaktan YAZININ TAMAMI >